İçeriğe geç

Diyarbakır’ın kaç köyü var ?

Bir Sayının Peşine Düşmek: Diyarbakır’ın Kaç Köyü Var?

Merhaba! Cicimod sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Diyarbakır’ın kaç köyü var” var.

Kayseri’de akşamları hep aynı his çöker içime. Sokaklar yavaşlar, insanlar evlerine çekilir, rüzgâr bile daha temkinli eser. Ben o saatlerde genelde odamda oturur, eski defterlerimi karıştırırım. Bazen bir şiir, bazen yarım kalmış bir cümle… Ama o gün elimde bambaşka bir soru vardı: Diyarbakır’ın kaç köyü var?

İlk başta sıradan bir merak gibi geldi. Ama içimde bir yer, bunun sıradan olmadığını biliyordu. Çünkü ben bazen sayılara takılıp aslında insanları ararım. Köyler, şehirler, rakamlar… Hepsi bir şekilde hikâyeye dönüşür içimde.

O gün bunu bilmek istememin sebebini bile tam hatırlamıyorum. Belki bir haber, belki bir fotoğraf… Belki de sadece uzak bir yere ait olma hissi.

Ama ne zaman “Diyarbakır’ın kaç köyü var?” diye sorsam, içimde tuhaf bir boşluk büyüyor.

Haritaların Sessizliğinde Kaybolmak

Telefonu elime aldım. Arama çubuğuna yazdım.

“Diyarbakır kaç köy?”

Karşıma rakamlar çıktı. Yüzlerce köyden bahsediliyordu. İlçelere ayrılmış, dağılmış, isimleri bile zor okunan köyler…

Bir an durdum.

Yüzlerce köy…

Bu sayı bana bir istatistik gibi gelmedi. Daha çok bir insan kalabalığı gibi geldi. Her köyde ayrı bir hayat, ayrı bir hikâye, ayrı bir sessizlik vardı sanki.

Ben Kayseri’de otururken, o köylerin birinde belki bir çocuk sabah uyanıyordu. Belki biri tarlasına gidiyordu. Belki biri gökyüzüne bakıp hiç gitmediği şehirleri düşünüyordu.

Ve ben burada, sadece bir sayı öğrenmeye çalışıyordum.

Ama aslında bir şey öğrenmek istemiyordum. Bir şey hissetmek istiyordum.

İşte bunu fark ettiğimde içim biraz acıdı.

Bir Otobüs Yolculuğunda Başlayan Hikâye

Bir süre sonra Diyarbakır’a gitme fırsatım oldu. Uzun bir otobüs yolculuğu…

Cam kenarında oturuyordum. Yol uzadıkça içimdeki düşünceler de uzuyordu.

Şehirler değiştikçe, içimdeki dünya da değişiyordu.

“Diyarbakır’ın kaç köyü var?” sorusu yine aklıma geldi.

Ama bu kez internetten bakmadım.

Çünkü artık cevabın sayıda olmadığını hissediyordum.

Yol boyunca küçük yerleşimler geçtik. Her biri bir hikâye gibi duruyordu. Bazıları haritada küçük bir nokta, ama gerçekte koca bir hayat.

O an içimde garip bir şey oldu.

Hayal kırıklığı değil ama… biraz eksiklik.

Sanki bazı şeyleri hiç bilemeyecekmişim gibi.

Köylerin Sayısı Değil, Sessizliği

Diyarbakır’a vardığımda şehir beni ilk bakışta büyülemedi. Ama içine girdikçe değişti her şey.

Surlar, taşlar, insanlar…

Ve o köylerden bahseden sohbetler.

Bir çay ocağında otururken yan masada iki kişi konuşuyordu. Biri “bizim köy oraya bağlıydı” dedi. Diğeri “şimdi ilçeye bağlandı” diye cevap verdi.

O an anladım ki, köyler sadece bir sayı değildi.

Köyler değişiyordu. Dönüşüyordu. Ama insanlar hatırlamaya devam ediyordu.

Ben ise hâlâ o ilk soruya takılıydım:

“Kaç köy var?”

Ama artık bu soru bana çok daha ağır geliyordu.

Yüzlerce Köy ve Tek Bir His

Bunu da Okuyun: Uzay istasyonları kaç km ?

O gece kaldığım yerde defterimi açtım. Uzun zamandır yazmadığım sayfalar vardı.

“Diyarbakır’ın kaç köyü var?” diye yazdım.

Sonra durdum.

Kalem elimde kaldı.

Çünkü artık biliyordum ki bu soru aslında yanlış bir yerden sorulmuştu.

Ben sayıyı değil, uzaklığı merak ediyordum.

Ben ulaşamadığım şeyleri merak ediyordum.

Ve bu beni biraz üzdü.

İçimde hafif bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü bazı yerler sadece haritada kalıyordu benim için. Gerçeğe dönüşemiyordu.

Ama aynı anda başka bir şey de vardı: merak.

Bu ikisi içimde sürekli çatışıyordu.

Köy İsimlerinin Bende Uyandırdığı Şey

Ertesi gün sokaklarda yürürken köy isimleri aklımdaydı.

Bazıları çok eski geliyordu kulağa. Bazıları hiç duymadığım kelimelerden oluşuyordu.

Her isim, bir insan adı gibi hissettiriyordu.

Sanki her köy, konuşmak isteyen bir ses gibiydi ama ben anlamıyordum.

Bu beni biraz rahatsız etti.

Çünkü insan anlamadığı şeye karşı hem uzak hem de bağlı hissedebiliyor.

Ben de öyleydim.

Ne tamamen oradaydım, ne tamamen dışarıda.

Kayseri’ye Dönerken İçimde Taşınan Şey

Geri dönüş yolculuğu daha sessizdi.

Camdan dışarı baktım. Dağlar, ovalar, ışıklar…

Ama aklım hâlâ aynı yerdeydi.

“Diyarbakır’ın kaç köyü var?”

Artık cevabı biliyordum ama önemi kalmamıştı.

Çünkü sayı, içimdeki duyguyu açıklamıyordu.

Yüzlerce köy olması beni ne daha bilgili yapmıştı ne de daha mutlu.

Sadece daha düşünceli yapmıştı.

Belki de mesele köylerin sayısı değil, insanın kendi içindeki boşluklarıydı.

Bir Rakamdan Fazlası

Kayseri’ye döndüğümde ilk yaptığım şey yine defterimi açmak oldu.

Ama bu kez rakam yazmadım.

Sadece şunu yazdım:

“Bazı soruların cevabı sayı değildir.”

Sonra uzun süre düşündüm.

Diyarbakır’ın kaç köyü var sorusu artık bende bir bilgi sorusu değildi.

Bir his sorusuydu.

Uzaklık hissi.

Bağ kuramama hissi.

Ve aynı zamanda bağ kurma isteği.

İçimde hem bir umut vardı hem de hafif bir kırgınlık.

Çünkü bazı yerleri hiç görmeden bile özleyebiliyordum.

Yüzlerce Köyün İçinde Tek Bir İnsan

Geceleri yine penceremi açıyorum.

Kayseri’nin soğuk havası yüzüme vuruyor.

Ama aklım bazen Diyarbakır’a gidiyor.

O yüzlerce köyün içinde, adını bilmediğim bir yerde bir hayat olduğunu düşünüyorum.

Ve o hayatların her birinin bir hikâye olduğunu…

Ben sadece bir soru sordum:

“Diyarbakır’ın kaç köyü var?”

Ama o soru beni sayılardan çok daha uzak bir yere götürdü.

Kendime.

Ve belki de en çok orada kayboldum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://organiksigorta.com https://hbirkimya.com.tr https://gentesltd.com.tr Sitemap
betci giriş