Cicimod olarak bu yazımızda “Bir kişi kendini nasıl tanıtmalı” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı? Üzerine günlük hayattan bir bakış
Sabahları İstanbul’da aynı döngüye uyanıyorum. Alarm çalıyor, perde arasından gri bir ışık süzülüyor ve o an aklımdan geçen ilk şey çoğu zaman şu oluyor: “Bugün gerçekten beni ben yapan şeye ne kadar yaklaşacağım?” Sonra hızlı bir kahve, acele bir hazırlanma ve ofise giden yol… Kalabalık, gürültü, herkesin kendi içine gömüldüğü bir şehir ritmi.
Bu rutinin içinde bir kelime sürekli geri geliyor: kendini gerçekleştirme için ne yapmalı. Bazen bunu yüksek sesle düşünmüyorum bile, sadece içimde bir yerde dönüp duruyor. Çünkü günün sonunda yaptığım iş, yaşadığım hayat ve kurduğum hayaller arasında bir denge arıyorum. Ve bu denge her zaman kolay bulunmuyor.
Kendini gerçekleştirme ne demek, gerçekten neyi kovalıyoruz?
İlk kez bu kavramı duyduğumda fazla teorik gelmişti. Sanki sadece psikoloji kitaplarında duran bir şey gibi. Ama zaman geçtikçe bunun aslında çok gündelik bir mesele olduğunu fark ettim. Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı sorusu, büyük hedeflerden çok küçük iç tutarlılıklar ile ilgiliymiş.
Mesela sabah ofiste yaptığım iş bazen mekanik geliyor. Raporlar, e-postalar, toplantılar… Ama akşam eve döndüğümde blog yazarken bambaşka bir ben ortaya çıkıyor. Daha özgür, daha sorgulayan, daha canlı. İşte o iki “ben” arasında köprü kurmaya çalışmak bile aslında bu kavramın kendisi.
Kendini gerçekleştirme, bir yere varmak değil de, olduğun kişiyle daha az çelişmek gibi geliyor artık bana. Belki de en zor kısmı bu.
Günlük hayatın içinde kaybolan ses
Ofis rutini ve iç sesin bastırılması
Günün büyük kısmı ofiste geçiyor. Bilgisayar ekranına bakarken bazen kendi kendime şunu soruyorum: “Ben şu an ne yapıyorum ve bu beni nereye götürüyor?” Ama sonra bir mail geliyor, bir toplantı başlıyor ve o soru arka plana itiliyor.
Aslında modern hayat biraz böyle değil mi? Sürekli meşguliyet, sürekli yapılacak bir şey… Bu yoğunluk içinde kendini gerçekleştirme için ne yapmalı sorusu çoğu zaman erteleniyor. Çünkü düşünmek zaman istiyor, sessizlik istiyor.
Bir gün öğle arasında tek başıma yürürken fark etmiştim bunu. Kafamda onlarca düşünce vardı ama hiçbirine alan açmıyordum. Sanki içimde bir ses sürekli konuşuyor ama ben kulaklık takıp başka bir şey dinliyordum.
Küçük kaçışlar ve farkındalık anları
Akşam eve döndüğümde bazen sadece sessiz oturuyorum. Telefonu bırakıyorum, televizyonu açmıyorum. O anlarda garip bir huzursuzluk geliyor. Çünkü alışık olmadığım bir şey: boşluk.
Ama tam da o boşlukta bazı cevaplar ortaya çıkıyor. Kendimi sürekli meşgul ederek aslında bazı sorulardan kaçtığımı fark ediyorum. Belki de kendini gerçekleştirme, bu kaçışı bırakmakla başlıyor.
Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı: İçsel yapı taşları
1. Kendine dürüst olmayı öğrenmek
En zor kısım bu olabilir. Çünkü insan kendine bile hikâye anlatabiliyor. “Şu an doğru yoldayım”, “zaten herkes böyle yaşıyor”, “bir gün değiştiririm”… Bunlar tanıdık cümleler.
Ama bazen durup gerçekten sormak gerekiyor: Bu hayat beni besliyor mu? Yoksa sadece sürdürüyor muyum?
Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı sorusunun ilk cevabı bence burada gizli: Kendine karşı dürüst olabilmek.
2. Küçük ama sürekli adımlar
Büyük değişimler çoğu zaman göz korkutuyor. Ben de defalarca “tamamen farklı bir hayat kuracağım” diyerek başladığım şeyleri yarıda bıraktım. Çünkü her şey bir anda değişmek zorunda değil.
Şimdi daha küçük düşünüyorum. Her gün 30 dakika yazmak, her hafta bir yeni konu araştırmak, her ay bir alışkanlığı sorgulamak… Bunlar basit görünüyor ama zamanla birikiyor.
Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı sorusu burada daha gerçekçi bir hale geliyor: Süreklilik kurmak.
3. Rahatsızlık hissine izin vermek
Değişim genellikle rahat hissettirmez. Hatta bazen açıkça huzursuz eder. Yeni bir şey öğrenirken, eski alışkanlıkları bırakırken içimde bir direnç oluşuyor.
Eskiden bu hissi hemen bastırmaya çalışırdım. Şimdi biraz daha bekliyorum. O rahatsızlık geçmeden yapılan seçimlerin çoğu yarım kalıyor.
Belki de kendini gerçekleştirme, o rahatsızlıkla kalabilme kapasitesiyle ilgili.
İstanbul’un ritmi ve içsel denge arayışı
İlgili Yazımız: Kanlıca mantarı yıkandıktan sonra nasıl saklanır ?
İstanbul’da yaşamak bu süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Şehir sürekli bir hız içinde. Herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeyin peşinde.
Metrobüste sabah saatlerinde etrafa baktığımda aynı soruyu görüyorum insanların yüzünde: “Ben ne yapıyorum?” Ama kimse yüksek sesle sormuyor.
Bu şehirde kendini gerçekleştirme için ne yapmalı sorusu daha çok bir iç mücadeleye dönüşüyor. Dış dünya sürekli hızlanırken iç dünyayı yavaşlatmak gerekiyor.
Bazen Boğaz kıyısında yürürken bunu daha net hissediyorum. Suya bakarken sanki zaman biraz yavaşlıyor. O anlarda iç ses daha net konuşuyor.
Geçmiş, bugün ve geleceğin arasında sıkışmak
Geçmişin yükü
Geçmişte alınan kararlar bazen bugünü şekillendiriyor. “Keşke şunu farklı yapsaydım” düşüncesi zaman zaman geri geliyor. Ama artık bunun üzerinde fazla durmamaya çalışıyorum.
Çünkü geçmişi değiştiremiyorum ama onunla nasıl ilişki kurduğumu değiştirebilirim.
Bugünün baskısı
Bugün ise daha somut: faturalar, işler, sorumluluklar… Bunlar her gün yeniden karşıma çıkıyor. Kendini gerçekleştirme gibi daha soyut bir hedef, bu gerçeklik içinde bazen lüks gibi hissediliyor.
Ama aslında tam tersi olabilir. Çünkü insan kendine yaklaşmadıkça dış dünyadaki hiçbir şey tam olarak oturmuyor.
Geleceğin belirsizliği
Gelecek ise tamamen sisli. Ne olacağını bilmiyorum. Ama belki de bilmemek kötü bir şey değildir. Çünkü bu, seçim yapma alanı bırakıyor.
Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı sorusu burada bir yön arayışına dönüşüyor: Tam olarak nereye gittiğini bilmeden de ilerlemek mümkün mü?
İçsel dönüşümün sessiz tarafı
Kimse büyük dönüşümleri dışarıdan net görmez. Asıl değişim içeride olur. Düşünme biçimi değişir, tepkiler değişir, seçimler yavaş yavaş farklılaşır.
Benim için bu süreç bir anda olmadı. Bir gün uyandım ve “artık değiştim” demedim. Daha çok küçük farkındalıkların birikmesiyle oluştu.
Bazen hâlâ eski alışkanlıklarıma dönüyorum. Ama artık bunu bir başarısızlık olarak görmüyorum. Daha çok sürecin bir parçası gibi.
Kendini gerçekleştirme için ne yapmalı: Günlük yaşamın içine yerleştirmek
En önemli farkındalık şu oldu: Bu süreç ayrı bir proje değil. Hayatın kendisi.
Yani sadece hafta sonları düşünülen bir şey değil. Ofiste çalışırken de, otobüste beklerken de, akşam yorgun otururken de devam ediyor.
Bir gün yazı yazarken şunu fark ettim: Eğer hayatımı sadece “boş zamanlarımda” anlamlı kılmaya çalışırsam, aslında büyük kısmını kaçırıyorum.
O yüzden şimdi daha farklı bakıyorum. Günün her anı, kendini gerçekleştirme için küçük bir alan olabilir.
Son düşünceler yerine içte kalan soru
Bazen hâlâ net bir cevap bulduğumu söyleyemem. Belki de böyle bir cevap yok. Belki de asıl mesele cevap bulmak değil, sormaya devam etmek.
İçimde şu soru hâlâ duruyor: “Ben kendime ne kadar yakınım?”
Ve bu soru değiştikçe hayat da değişiyor.
Okuyucularımıza “Bir kişi kendini nasıl tanıtmalı” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Cicimod ekibi olarak bizi okumaya devam edin!