Mart Ayının Eski Adı Nedir? Kayseri’de Bir Günlüğün İçinden Taşan Hikâye
Cicimod olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Mart ayının eski adı nedir” konusunda sizin yanınızdayız.
Kayseri’de Mart ayı her zaman biraz geç kalmış bir umut gibi gelir. Sanki kış gitmiş ama tamamen de bırakmamış gibidir. Sabahları ince bir soğuk olur, öğlen güneş yüzünü gösterir, akşamlarıysa rüzgâr tekrar hatırlatır kendini. Ben bunu her yıl aynı şaşkınlıkla karşılarım.
O gün de öyle bir gündü. Defterimi açtığımda aklımda tek bir soru vardı: Mart ayının eski adı nedir? Bunu bir yerlerde okumuştum ama tam olarak oturmamıştı zihnime. Sanki sadece bir bilgi değil de, geçmişten gelen bir çağrıydı bu kelime. Defterin kenarına yazdım, sonra uzun uzun baktım. Yazdığım şey basit bir soru gibi duruyordu ama içimde açtığı boşluk bambaşkaydı.
Eski Bir Takvimin İzinde
Martius’tan Mart’a Uzanan Yol
Biraz araştırınca öğrendiğim şey aslında çok uzak gibi görünen ama bir o kadar da tanıdık bir hikâyeydi. Mart ayının eski adı Martius idi. Roma takviminden gelen bu isim, savaş tanrısı Mars’a adanmıştı. Baharın başlangıcı aynı zamanda hareketin, uyanışın ve hazırlığın zamanıydı.
Bu bilgiyi ilk okuduğumda garip bir şekilde içim ürpermişti. Sanki binlerce yıl öncesinden biri bana fısıldamış gibi… O an kendime şunu sordum: “Biz gerçekten değişiyor muyuz, yoksa sadece isimler mi değişiyor?”
Kayseri’de büyürken Mart hep aynıydı aslında. Biraz soğuk, biraz umutlu, biraz da kararsız. Ama “Martius” kelimesi, sanki bu ayın içindeki o eski ruhu geri çağırıyordu. Daha sert, daha hazırlık dolu, daha içgüdüsel bir zaman gibi.
Defterimin İçinde Kaybolduğum Gün
Bir Hatırlama Anı
O gün okuldan sonra eve döndüğümde yorgundum. Ama yorgunluk bazen düşünceleri susturmaz, aksine daha çok açar. Defterimi açtım ve yazmaya başladım. Aslında ne yazacağımı bilmiyordum. Sadece Mart kelimesi zihnimde dönüp duruyordu.
“Mart ayının eski adı nedir?” diye tekrar yazdım. Bu kez daha yavaş yazdım. Harfler defterin sayfasında daha ağır ilerliyordu sanki.
Birden çocukluğum geldi aklıma. Kayseri’nin kışları uzun olurdu. Mart geldiğinde bile kış bitmiş sayılmazdı. Annem pencereyi açıp “bahar geldi” dediğinde dışarıdan hâlâ soğuk bir hava içeri girerdi. O zamanlar Mart bana hep yarım bir mevsim gibi gelirdi. Ne tam kış ne de tam bahar.
Şimdi düşünüyorum da, belki de bu yüzden Mart ayı beni bu kadar etkiliyor. Çünkü tamamlanmamış şeyleri hatırlatıyor.
Bir Akşam Yürüyüşü ve Düşünceler
Şehrin Sessizliği İçinde Eski Kelimeler
O akşam dışarı çıktım. Kayseri sokakları her zamanki gibi sakindi. İnsanlar evlerine çekilmişti. Sokak lambalarının altında yürürken, kafamda tek bir düşünce vardı: Martius.
Kelimeyi zihnimde tekrar ettikçe sanki şehir de değişiyordu. Binalar aynıydı ama zaman farklı bir katmana geçiyordu. Bir an kendimi Roma sokaklarında yürür gibi hissettim. Belki saçma, belki abartılı ama o an için çok gerçekti.
İçimde bir hayal kırıklığı vardı aslında. Çünkü büyüdükçe kelimelerin büyüsünü kaybettiğimi düşünüyordum. Ama Martius kelimesi bunu biraz olsun geri getirmişti. Sanki dünya, sandığımdan daha eski ve daha derin bir yerdi.
Mart ve İçimdeki Kararsızlık
Umutla Hayal Kırıklığı Arasında
Mart benim için hep iki duygunun arasında kaldı: umut ve hayal kırıklığı. Bir şeyler başlamak ister ama tam başlayamaz. Bir şeyler biter ama tam bitmez.
O yüzden belki de Martius ismi bu ayı daha iyi anlatıyor. Çünkü içinde sadece bahar yok, aynı zamanda hazırlık var, bekleyiş var, hatta biraz da gerilim var.
Defterime şunu yazdım o gece: “Belki de ben de Mart gibiyim.”
Bunu yazarken biraz gülümsedim ama içimde bir sızı da vardı. Çünkü gerçekten bazen kendimi yarım hissediyorum. Ne tam başlamış ne de tamamen durmuş.
Geçmişin Sesi: Eski İsimler, Eski İnsanlar
Bir Kelimenin Ağırlığı
Mart ayının eski adı nedir sorusu aslında sadece bir bilgi sorusu değilmiş bunu fark ettim. Martius kelimesi bana şunu düşündürdü: İnsanlar eskiden zamanla daha mı yakın yaşıyordu?
Belki de ayları isimlendirirken bile gökyüzüne, tanrılara, doğaya daha bağlıydılar. Şimdi ise sadece takvimde bir isim gibi duruyor Mart.
Bu düşünce biraz içimi burktu. Çünkü modern hayatın içinde bazı şeyleri kaybettiğimizi hissediyorum. Mesela sabretmeyi, beklemeyi, mevsimleri gerçekten hissetmeyi…
Kayseri’de kış uzun sürer. Belki de bu yüzden burada Mart daha anlamlıdır. Çünkü gerçekten değişimin hissedildiği bir geçiş ayıdır.
Bir Sabah ve Yeni Bir Farkındalık
Güneşin İlk Isısı
Ertesi sabah uyandığımda hava biraz daha yumuşaktı. Pencereyi açtım, içeri giren hava dünkünden farklıydı. Daha hafif, daha sabırlıydı.
O an düşündüm: Belki de Mart gerçekten sadece bir ay değil, bir geçiş duygusu. Martius’tan bugüne gelen bir his.
Defterimi tekrar açtım. Bu kez sadece tek bir cümle yazdım: “Her şey isimlerden ibaret değil.”
Bu cümle basit gibi görünüyordu ama içimde bir şeyi yerine oturttu. Sanki uzun zamandır aradığım cevap bu değildi ama yine de beni rahatlatıyordu.
Mart’ın İçimde Bıraktığı İz
Bitmeyen Bir Soru
Mart ayı geçip giderken geride bir şey bırakıyor bende. Belki bir düşünce, belki bir his, belki de sadece bir kelime: Martius.
Bazen düşünüyorum, neden bazı kelimeler bu kadar etkiler insanı? Neden bir isim, bir ay, bir tarih bu kadar içe işler?
Belki de cevap basittir: Çünkü biz de o kelimelerin içinde yaşıyoruz. Onlar sadece dışarıda değil, bizim içimizde de var.
Mart ayının eski adı nedir sorusu artık benim için sadece tarihsel bir bilgi değil. Aynı zamanda kendime sorduğum bir soru: “Ben kimdim, kim oluyorum?”
“Mart ayının eski adı nedir” konusunu beğendiyseniz Cicimod sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.
Son Bir Bakış
Defterin Kapanmayan Sayfası
Defterimi kapatmıyorum. Çünkü bazı sayfalar kapatılmak için değil, açık kalmak için vardır.
Martus kelimesi hâlâ orada duruyor. Yanında birkaç cümle, birkaç çizik, biraz da sessizlik…
Kayseri’nin soğuk akşamlarında, içimdeki bu küçük kelime büyümeye devam ediyor. Belki de Mart ayının en eski adı değil önemli olan, onun bende bıraktığı his.
Ve ben her yıl Mart geldiğinde aynı şeyi hissediyorum: Bir şey başlamak üzere ama henüz başlamadı.
Bunu da Okuyun: June'nin Türkçesi nedir ?