Cicimod ailesi merhaba! Bu içeriğimizde “Orhan Veli hangi akıma mensuptur” konusunu tüm detaylarıyla inceliyoruz.
Orhan Veli denince akla önce şiir gelir. Sonra biraz sokak gelir. Biraz vapur sesi, biraz martı, biraz da cebinde son parasını sayan insanın iç çekişi… Ama işin ilginç tarafı şu: Türk edebiyatında birçok şair belirli kalıpların içinde anılırken, Orhan Veli o kalıpların üzerine çıkıp adeta “Ben bunlarla uğraşamam arkadaş” demiştir. Yine de edebiyat tarihi düzeni sever. Bu yüzden herkesin sorduğu o soru hâlâ gündemdedir: Orhan Veli hangi akıma mensuptur?
Bu sorunun kısa cevabı Garip Akımı’dır. Fakat mesele yalnızca bundan ibaret değildir. Çünkü Orhan Veli’nin yaptığı şey bir akıma katılmaktan çok, bir dönemin şiir anlayışını yerinden oynatmak gibiydi. Bir nevi eski evin duvarını yıkıp yerine kocaman cam takmak gibi…
Orhan Veli hangi akıma mensuptur? Kısa cevap: Garip Akımı
Edebiyat sınavlarında çıkan klasik soruyu hemen cevaplayalım: Orhan Veli Kanık, Türk edebiyatında Garip Akımı ya da diğer adıyla Birinci Yeni Hareketi içerisinde yer alır.
Bu akımın diğer önemli temsilcileri ise Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’tır.
1941 yılında yayımlanan Garip adlı şiir kitabı yalnızca bir kitap değil, aynı zamanda bir manifesto niteliğindeydi. O güne kadar şiirde kabul edilen birçok kuralın karşısına dikildi.
Kafiyeler mi?
Gerek yok.
Aruz mu?
Teşekkürler, almayalım.
Süslü benzetmeler mi?
Onlar da kalsın.
Şiirin illa ciddi olması gerektiği fikri mi?
İşte tam orada büyük kavga başladı.
Garip Akımı neden bu kadar ses getirdi?
Şunu hayal edin…
Bir arkadaş grubunda herkes takım elbise giymiş. Kravatlar takılmış. Herkes son derece ciddi.
Tam o sırada biri kapıdan şort ve terlikle giriyor.
İşte Garip Akımı’nın edebiyat dünyasına giriş sahnesi aşağı yukarı böyleydi.
O dönemde şiir denildiğinde belirli kurallar akla geliyordu. Şairlerin kullandığı dil daha ağırdı. Şiir biraz seçkinlerin alanı gibi görülüyordu.
Orhan Veli ise çıkıp şunu söyledi:
“Şiir herkes içindir.”
Bugün kulağa normal geliyor olabilir ama o yıllarda bu oldukça cesur bir çıkıştı.
Şiiri sokağa indiren adam
Orhan Veli’nin şiirlerinde padişahlar, saraylar, büyük kahramanlar pek göremezsiniz.
Ama balıkçı görürsünüz.
Memur görürsünüz.
Ay sonunu getirmeye çalışan insan görürsünüz.
Otobüs bekleyen insan görürsünüz.
Hatta bazen şiirin kahramanı doğrudan sıradan hayatın kendisi olur.
Bu yüzden onun şiirleri okunduğunda insanın aklına şu gelir:
“Ya ben bunu yaşamıştım.”
İşte Garip Akımı’nın en büyük başarısı da buydu.
Şiiri halkın günlük hayatıyla buluşturmak.
Garip Akımı’nın temel özellikleri
Orhan Veli hangi akıma mensuptur sorusunun cevabını tam anlamıyla anlayabilmek için Garip Akımı’nın özelliklerine bakmak gerekir.
Ölçü ve uyağa karşı çıkmaları
Şiir tarihinde uzun yıllar boyunca belirli ritimler önemli kabul edilmişti.
Garipçiler ise bu anlayışı reddetti.
Onlara göre şiir, ölçü sayesinde değil duygu ve düşünce sayesinde şiirdi.
Bu biraz şuna benziyor:
Bir futbol maçını izlerken sadece formaların rengini konuşmak gibi.
Garipçiler oyunun kendisine bakıyordu.
Konuşma dilini kullanmaları
Orhan Veli’nin şiirlerini okurken bazen bir arkadaşınızla sohbet ediyormuşsunuz hissi oluşur.
Çünkü gerçekten de konuşma diline yakın bir üslup tercih etmiştir.
Şiirleri okurken sözlük karıştırma ihtiyacı duymazsınız.
Bu durum bazı edebiyat çevrelerini rahatsız etmişti.
Çünkü onlara göre şiir biraz ulaşılmaz olmalıydı.
Orhan Veli ise tam tersini savunuyordu.
Sıradan insanı merkeze almaları
Belki de Garip Akımı’nın en devrimci tarafı buydu.
Şiirin konusu yalnızca büyük olaylar olmak zorunda değildi.
Bir adamın cebindeki son bozukluk da şiir olabilirdi.
Bir vapur yolculuğu da.
Bir sokak kedisi de.
Bir memurun maaş günü heyecanı da.
Bugün sosyal medyada milyonlarca kişinin günlük hayatını paylaşması normal geliyor.
Ama düşününce Orhan Veli yıllar önce bunu şiirde yapmış gibiydi.
Garip Akımı neden eleştirildi?
Her yenilik gibi Garip Akımı da büyük tartışmalar yarattı.
Hatta bazı eleştiriler oldukça sertti.
Bir kısım insan bu şiirlerin fazla basit olduğunu düşünüyordu.
Onlara göre şiir biraz gizemli olmalıydı.
Biraz zor anlaşılmalıydı.
Biraz uğraştırmalıydı.
Orhan Veli ise sanki şöyle diyordu:
“İnsanlar zaten hayatla uğraşıyor, bir de şiirle boğuşmasınlar.”
Açıkçası burada haklı olduğu noktalar var.
Ama eleştirilerin de tamamen haksız olduğunu söylemek zor.
Garip Akımı’nın zayıf yönleri
Bazı şiirlerde aşırı sadeleşme görülebiliyordu.
Bu durum zaman zaman şiirin estetik gücünü azaltabiliyordu.
Çünkü her şeyi tamamen günlük dile indirgediğinizde şiir ile düz yazı arasındaki sınır bulanıklaşabiliyor.
Bir başka eleştiri de duygusal derinlik konusundaydı.
Bazı eleştirmenler Garip şiirinin fazla yüzeysel kaldığını savunuyordu.
Bu görüşe katılmak zorunda değiliz ama tartışmanın önemli bir parçası olduğunu kabul etmek gerekir.
Orhan Veli yalnızca Garip Akımı’nın şairi miydi?
İşte burada işler biraz ilginçleşiyor.
Çünkü insanlar bazen şairleri tek bir etikete sıkıştırmayı seviyor.
Ama sanatçılar genellikle etiketlere sığmaz.
Orhan Veli de bunlardan biriydi.
Evet, Garip Akımı’nın kurucusuydu.
Ancak şiirleri yalnızca akımın kurallarıyla açıklanamaz.
Onun eserlerinde mizah vardır.
Toplumsal gözlem vardır.
İnce bir yalnızlık vardır.
Bazen çocukça bir neşe vardır.
Bazen de insanın içine çöken tuhaf bir hüzün.
Kısacası Garip Akımı, Orhan Veli’yi anlamak için iyi bir başlangıçtır ama tek başına yeterli değildir.
Orhan Veli’nin şiirindeki mizah neden hâlâ güncel?
Bazı şairler zamanla eskiyor.
Ama bazıları yıllar geçse de canlı kalıyor.
Orhan Veli ikinci grupta.
Çünkü onun mizahı günlük hayatın içinden geliyor.
Mesela bugün markete gidip üç parça ürün aldıktan sonra kasada yaşadığınız küçük şok…
Orhan Veli yaşasaydı muhtemelen bundan şiir çıkarırdı.
Üstelik bunu yaparken ne bağırırdı ne de uzun nutuklar atardı.
Sadece birkaç satırla durumu özetlerdi.
Ve siz gülerken bir yandan da düşünürdünüz.
İyi mizahın özelliği budur zaten.
Güldürürken rahatsız eder.
Rahatsız ederken düşündürür.
Bir iç ses deneyi
Bir kitapçıya girdiğinizi düşünün.
İç sesiniz konuşuyor:
“Bugün ciddi eserler okuyacağım.”
Sonra rafta Orhan Veli görüyorsunuz.
“Bir şiire bakayım.”
İki dakika sonra:
“Ben neden bu kadar mutlu oldum?”
İşte Orhan Veli etkisi biraz buna benzer.
Şiiri ağırlaştırmadan derinleştirebilmek herkesin başarabileceği bir şey değildir.
Türk şiirinde bıraktığı etki
Orhan Veli’den sonra şiir anlayışı önemli ölçüde değişti.
Şairler artık günlük hayatı daha rahat kullanmaya başladı.
Sıradan insan daha görünür hale geldi.
Dil sadeleşti.
Şiirin sınırları genişledi.
Belki herkes Garip Akımı’nı benimsemedi.
Belki herkes aynı görüşte değildi.
Ama kimse onun Türk şiirini değiştirdiğini inkâr edemedi.
Bu bile tek başına büyük bir başarıdır.
Çünkü sanat tarihinde kalıcı olmak, popüler olmaktan çok daha zordur.
Cicimod ekibi olarak “Orhan Veli hangi akıma mensuptur” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Sonuç: Orhan Veli hangi akıma mensuptur?
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Of çay'ın sahibi kim ?
Orhan Veli hangi akıma mensuptur sorusunun cevabı nettir: Garip Akımı’nın kurucularından ve en önemli temsilcilerindendir.
Fakat onu yalnızca bir akımın içine yerleştirmek eksik kalır.
Çünkü Orhan Veli, Türk şiirinde kuralları sorgulayan, şiiri gündelik hayatla buluşturan ve sıradan insanın sesini edebiyatın merkezine taşıyan bir şairdir.
Belki de onu bu kadar özel yapan şey budur.
Şiiri gökyüzünden indirip sokağa bırakmıştır.
Ve aradan geçen onca yıla rağmen sokakta yürürken, vapur beklerken, simit yerken ya da dalgın dalgın denizi izlerken bir dizesinin hâlâ akla gelebilmesi, bıraktığı etkinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Çünkü bazı şairler kitaplarda yaşar, bazıları ise gündelik hayatın içine karışır. Orhan Veli ikinci gruptadır. Ve galiba bu yüzden hiç eskimez.